![]() |
|
#1
|
||
|
||
|
Terör Yönetim Kuramı ve Futbol Taraftarlığı
Bir takımın taraftarı olmak, hele hele fanatik bir taraftarı olmak, kuvvetli bir kültürel dünya görüşü örneğidir. Çünkü, fanatik olan bir kişi için “A taraftarı olmak” sadece bir etiket değil çoğu zaman da yaşam biçimidir. Kendi yaşam şeklini, tarzını, anlamını “A taraftarı olmak” ile tanımlayan ve bunu kendi kimliği haline getiren kişinin, TYK açısından amacı, ölümlülük bilgisinin yarattığı korku (terör) ile başetmektir. Bu konuda yapılan pek çok deneysel çalışmanın ışığı altında ölümlülük bilgisinin yarattığı korkunun kişiyi kendi dünya görüşüne (taraftarlık) gitgide daha çok bağladığını söylememiz yanlış olmayacaktır. Bu nedenle, pek de bilinçli olmadan, bulduğu bu korunağı tehdit edecek diğer dünya görüşlerine (“B taraftarı olmak”) karşı savunmada olacak ve mümkün olduğunda da yok etmeye çalışacaktır. Yok etmeye yönelik bu istek bazen sembolik bazen de gerçek olabilir. 20 Kasım 2004 tarihinde oynanan Trabzonspor - Fenerbahçe maçı sembolik yok edişin iyi bir örneği oldu. Takımları önce 1-0 sonra da 2-0 yenik duruma düşünce, Trabzonsporlu bazı taraftarlar, Fenerbahçe formalarını ve bayraklarını yaktılar, sahanın bayrak direğinden Fenerbahçe bayrağını indirdiler. Çünkü kendilerini tanımladıkları, kimlik olarak kabul ettikleri ve artık dünya görüşlerinin temelini oluşturan “Trabzonspor’lu kimliği” bir başka kimlik tarafından tehdit ediliyordu. Kendi kültürel dünya görülerini değiştirmektense, diğerini yok etmeye çalışmak amacıyla o kültürü, yani “Fenerbahçe’li kimliği”ni, temsil eden sembolleri (bayrak, forma, ...) yok etmeye çalıştılar. Bu, çok olumsuz ve istenmeyen bir davranış olmasına rağmen, gerçekten de çok işlevsel çünkü sembolleri yok ederek, o sembollerin temsil ettiği kültürel dünya görüşüne de zarar vererek, kendi dünya görüşünü güçlü kılmış oluyorsunuz ve ek olarak rakip kültürün zarar görebileceğini de en azından kendinize ispatlamış oluyorsunuz. Daha fazla enerji gerektirmesine ve çoğu zaman da yasalara karşı olmasına rağmen bu tür davranışların, “Rakip kültür (takım) kesinlikle bizden daha iyi.” gibi bir cümle kurmaktan daha kolay olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Beşiktaş - Çaykur Rizespor maçındaki cinayet zanlısının kullandığı çakının üzerinde kartal arması olması oldukça anlamlı. Kartal armalı bu bıçağı, aslında kendisiyle aynı kültürel dünya görüşünün parçası olan, kendisi gibi başka bir Beşiktaş taraftarına yöneltmesi oldukça ilginç ama anlaşılmaz değil. Fanatik derecede taraftar kimliğine sahip iki insanın, kendi kimliklerini oluşturan takımları yenik durumdayken, yaşadıkları öfke, kızgınlık ve korkuyu, hele bir de rakip taraftarların sayısı çok az ve rakip gerçek bir kültürel tehdit değilken, birbirilerine yöneltmeleri olası. Bu iki genç, yanyana geçip gidebilirler ve böyle bir olay hiç yaşanmayabilirdi ancak herhangi bir nedenle ikisi arasında bir sürtüşme olduğu andan itibaren yaşanan öfke ve korkunun yön değiştirmesi için fazlaca bir ek gayrete gerek kalmayacaktır. Çözüm var mı? Bu soruya “evet” demek çok zor. İnsan olduğu sürece şiddet her zaman varlığını sürdürecektir. Ancak araştırmalar, kendilerini yaşadıkları dünyada değerli bulan kişilerde (öz saygıları yüksek olanlar), ölümlük bilgisinin yukarıda söz edilen kendi kültürel dünya görüşüne sıkı sıkıya sarılma ve diğerlerine karşı düşük tolerans gösterme gibi davranışlar göstermede etkili olmadığını söylüyor. Diğer bir deyişle, kendilerini bireysel olarak değerli bulan insanların fanatikleşmesi zor. Aslında genel olarak holigan profillerinin düşük sosyo-ekonomik düzeydeki insandan oluşması da bunun bir kanıtı gibi duruyor. İnsanların kendilerine olan saygılarını bir çırpıda dışardan müdahale ile değiştirme şansımız yok ancak hiç değilse kendilerini sadece takım kimlikleriyle tanımlayan, daha önce holigan davranışlar sergileyen kişilere prim vermemek başlangıç olabilir ama şiddet olaylarını “münferit” olarak tanımlayan yönetimlerle bu biraz zor gibi görünüyor. Şiddet nasıl önlenir bilmiyoruz ama TYK çerçevesinde nasıl körüklenebileceğini biliyoruz. Maçları “ölüm - kalım savaşı”, “son şans”, “ya hep ya hiç”, “futbol sadece bir oyun değildir...” olarak tanımlayalım, “bu maçı alacağız başka yolu yok”, “ölmeye ölmeye geldik”, “seni sevmeyen ölsün” gibi sloganları amigoların yönetiminde kullanalım, stadlarda ölümlü olduğumuz hatırlatacak daha çok uyaran kullanalım (daha çok polis, daha çok biber gazı, daha çok tel örgü,...”. Eğer bunları yeterince yapabilirsek ve devam ettirebilirsek, sahalardaki şiddeti isteğimiz hızda ve şiddette çoğaltabiliriz. Futbol sadece bir oyundur ve oyun oynarken insanlar eğlenirler, birbirlerini öldürmezler BU RESİMLERİ GÖRMEKTEN BIKTIKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK ![]() ![]()
__________________
|
|
#2
|
||
|
||
|
Malesef bu tür olaylar ülkemizde daha çok.Önemsiz bir Dostluk maçında bile böyle kavgalar görülüyor.
Kameralardan izleyip yakalıcaksında aklı başına gelsin Güzel bir konuya değinmişsin sağol Erhan abi.
__________________
|
|
#3
|
||
|
||
|
türkler üzüntüyüde sevincide sonunu üzüntüye bağlıyolar
__________________
|
|
#4
|
||
|
||
|
böyle olunca olay futboldan çıkıyo
|
|
#5
|
||
|
||
|
çok güzel bi konuya değinmişsin harbiden
geçenlerde bursaspor galatasaray maçı vardı bursada oynandı e doğal olarak ben de takımımı desteklemek için gittim ama öyle bi kavga ediyorlar öle bi küfrediyorlarki görmeniz lazım bide anlamadığım şey onlar düşman değil ki senin benim gibi insan bide annesine babasinada küfrediyorlar çok gıcık oluyorum ve kınıyorum ![]() ![]()
|
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:07 . |