FORUMiLK
 
Geri git   Forum Ana Sayfa > Hobiler > Motorlu Araçlar Dünyası > Araçlarda Modifikasyon

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03.05.2007, 16:38   #6
╚> cezalı üye
 
Üyelik tarihi: 30.11.2006
Nerden: ฬฬฬ.Ŧ๏яυмilк.c๏м
Mesajlar: 6.546
Tecrübe Puanı: 0 «B@D_BO¥»
Icon30 Spor Yay , Amortisor , Coilover




Otomobillerimizin yolda stabil kalmasında en büyük etkenlerden biridir süspansyon sistemleri. Araç tekerlerinin aracın şasi ve gövdesiyle birleştirildiği sistem yine süspansiyon sistemidir. Yaylar, yaprak yaylar yani makaslar ve amortisörlerden oluşur. Genellikle, otomobil türü araçlarda helezon yaylar, ağır hizmet araçlarında ise makaslar kullanılır. Yaylar yoldan gelen darbe titreşimlerini üzerine alır. Amortisör yayların salınımını kontrol eder.

Spor (kısa ve sert) Yaylar :
Otomobilin stabilitesini arttırmak üzere araçlarımızda kullanırız. Hem güzel görüntü hemde güzel bir yol tutuş elde etmek için en kolay ve en ucuz yoldur. Ancak kısa ve sert yaylardan tam randıman almanın asıl yolu , spor amortisör kullanmaktır.

Maliyeti fazla olsada , karşılığında alınan muazzam his bu bedelin hiçte gereksiz olmadığını ortaya koyar. Fabrika çıkışlı amortisörlere takılan yaylar ses yapar , tam randıman veremez ama çok çok zorlanmadığı sürece amortisörü de patlatmaz. Halk arasında kısa yayların standart amortisörler için sanki saatli bomba gibi her an patlatır tepkisini biraz abartılı buluyorum ancak kesinlikle kısa yayların sert amortisörlerle kullanılmasını tavsiye ediyorum. Yay ve amortisör kullanırken önemli bir ayrıntı vardır. Bu ayrıntı ise kaliteli ve çok yıpranmamış lastik kullanmaktır. Bunun
en önemli nedeni ise amortisör ve yayı olan araçlara daha çok güvenip daha sert manevralar yapmanızdır. Bu durumda üzerine en çok görev düşen lastiklerinizdir.

Amortisörlerin çeşitleri vardır. Bazıları sadece pist kullanımı için geliştirilir bazıları ise cadde kullanımı içindir. Cadde kullanımı için TRde bilinmiş markalardan olan Koni , Bilstein , Tein tercih edilir. Bu markaların ürünlerinin çoğunda sertlik ayarı vardır. Kule başlarından yardımcı mandalla kolaylıkla ayar yapılabilir. Üzerindeki yay ne olursa olsun en sertte bile konili bir araç pist kullanımına hazır durume gelir.

AP yay



KONI Amortisor


Coilover

Türkiye de pek tercih edilmeyen ancak gerçekten yararlı olan bir sistemdir. Kit halindedir ve en büyük özelliği bir çok ayarın manuel olarak yapılabilmesidir. Coiloverların ortalama 8cm indirip kaldırabilme özelliği vardır , kamber açılarını ayarlama şansınız vardır. Yapısı karmaşık değildir ancak pahalıdır bu yüzden çok tercih edilmez. Coiloverı alıp ,takıp sdce
yükseklik ayarlamak yanlıştır. Aynı zamanda açı ayarları yapılmalıdır. Bu ayarlar yapılmadığı zaman coiloverın, basit amortisörlerden herhangi bir farkı kalmaz ve verilen para sadece aracın alçalmasına yarar. TRde yaygın olmadığı için ayarlarından da herkes anlamaz. Ayarların tamamen sağlıklı olması için araç kantara çıkarılması her tekerlek için ayrı ayrı ağırlık ayarı yapılmalıdır.


«B@D_BO¥» isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.05.2007, 16:39   #7
╚> cezalı üye
 
Üyelik tarihi: 30.11.2006
Nerden: ฬฬฬ.Ŧ๏яυмilк.c๏м
Mesajlar: 6.546
Tecrübe Puanı: 0 «B@D_BO¥»
Icon30 Turbo Nedir?

Turbonun görevleri nelerdir? Turbo nasıl çalışır?
Turbonun görevi daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı arttırmaktır. Motorda soğuk hava sıcak havadan daha yoğundur. Bu yüzden motordan içeri giren hava ne kadar yoğun olursa içerdeki patlama o derece şiddetli olur. Bu sayede de üretilen güç ve tork da fazlalaşır. Otomobillerin soğuk havalarda daha iyi performans sergilemesinin sebebi budur. Turbo ise daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı artırır.

Turboşarj ve Süperşarj
Otomobilin performansını en üst noktaya çıkarabilmek için kullanılan iki farklı sistem vardır. Bunlar süperşarj ve turboşarjdır.

Süperşarj
Süperşarj aslında basit bir kompresördür. Dışarıdan gelen havayı basınçlı bir şekilde içeri püskürtecek şekilde dizayn edilmiştir. Süperşarjın iki farklı çeşitte uygulanması mümkündür. Emme manifoltu ile throttle body arasına veya throttle body'nin önündeki hava girişine monte edilebilir. Eğer emme manifoltu ile throttle body arasına monte edilirse, enjeksiyon sisteminde mekanik bir değişiklik yapmadan benzin akışının ayarlanması mümkün olur. Bu genellikle yarış otomobillerinde de tercih edilen daha pratik bir sistemdir. Eğer süperşarj throttle body'nin önünd monte edilirse, gelen basınçlı havayı karşılamak için normalden daha yüksek basınçla yakıt püskürtülmesi gerekecektir.

Çalışma sistemi
Süperşarjın içindeki kompresör çalışma gücünü yine motor kayışlarından ve dişlilerden alır. Bu çalışma için turboşarja göre daha fazla güç gerektiren bir sistemdir. Ayrıca sağladığı sıkışma sebebiyle motorun çabuk yıpranmasına sebep olmaması için motor kompresyon oranı pistonların değişmesi suretiyle düşürülmelidir.

Süperşarj daha fazla benzin tüketebilir
Aynı silindir hacminde ve aynı yanma odalarına sahip iki motordan, süperşarj uygulanmış olan motor aynı büyüklük içinde daha fazla sıkıştırma ile çalışacak ve daha fazla benzin yakacaktır. Buna karşılık turbo uygulamasındaki kadar yüksek güç veremeyecektir.

Turboşarj'a göre avantajlı
Turboşarj uygulamasında, turbonun devreye girmesi için yanan gazın geri dönmesi ve türbünü doldurması gerekmektedir. Fakat süperşarj uygulamasında turbonun devreye girmesi için gereken zaman ve motor devri, süperşarjın devreye girmesi için gerekmemektedir. Gaz pedalına ilk basıldığı anda açılan süperşarj, en alt devirden itibaren gücünü gösterecektir.

Turboşarj
Turboşarj, egzoz gazı ile çalışan bir süperşarj olarak tanımlanabilir. Gücünü süperşarj gibi kayışlardan ve dişlilerden değil, egzoz gazının basıncından alır. Yanma odasında patlayan hava benzin karışımı, gaza dönüşerek egzoz süpaplarından egzoz manifoltuna doğru itilir. Bu aşamada egzoza giden gazın basıncı, yol üzerindeki turbonun pervanesini döndürür ve bu yönlü pervane sayesinde gazın önemli bir kısmı türbüne girer.

Türbün dolar
Türbün basınçlı gazla dolduğu andan itibaren ters yöndeki kompresör pervane de basınçla dönmeye başlar. Gazı, basınçlı bir şekilde, dışarıdan alınan ve emme manifoltuna giren temiz havanın üzerine püskürterek motora giren toplam hava yoğunluğunu ve basıncını normalin yaklaşık yüzde 50 daha üstüne çıkarır. Bu da içeri giren havanın benzinle birlikte ateşlendiğinde çok daha şiddetli bir patlama gerçekleştirmesini sağlar.

Motor patlayabilir
Süperşarjda olduğu gibi, turboda da motor kompresyon oranı atmosferik motorlara göre daha düşük tutulmalıdır. Aksi takdirde yüksek basınçtan dolayı motor çabuk yıpranacak ve hatta çok zorlandığı durumlarda motorun patlama riski ortaya çıkacaktır. Turbo uygulaması, motorun pistonları ve gerekiyorsa diğer aksamının da uygun şekilde değiştirilmesi suretiyle yapılmalıdır. Gücün yüzde 50'lere varan artışına dayanma ihtimali zayıf olan şanzıman ve aktarma sisteminin de değiştirilmesi gerekebilir.

Kullanımdan sonra soğutulması şart
Turbo motorlar kullanılırken dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise otomobili yüksek devirlerde kullandıktan sonra motor stop edilmeden önce kısa bir müddet de olsa rölantide çalıştırılarak, türbünün boşalması ve soğumasına izin verilmesidir. Aksi takdirde gazın sirkülasyonu esnasında türbün boşalmadan bir miktar gaz içerde hapsolacak ve zaman içinde turboyu ciddi şekilde yıpratacaktır. Turbo uygulamasının motorda çok daha fazla yük ve yüksek ısılara yol açacağı ve bunun için intercooler uygulamaları veya diğer soğutma yöntemleri gerektiği unutulmamalıdır.

Fabrika çıkışı otomobillerde kullanılıyor
Turbo uygulaması özellikle ülkemizdeki otomobil modellerinde süperşarjdan daha yaygındır. Bu uygulamanın bir çok zaman Avrupalı standart otomobillerde fabrika çıkışı uygulandığı da görülmektedir. Örnek olarak VW'nin 1.8 litre hacimli 125 beygir güç üretebilen motoruna uygulanan çok küçük türbünlü bir turbo ile 1.8T motorunu yarattığı ve 150 beygir güç ürettiği bilinmektedir.

«B@D_BO¥» isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.05.2007, 16:43   #8
╚> cezalı üye
 
Üyelik tarihi: 30.11.2006
Nerden: ฬฬฬ.Ŧ๏яυмilк.c๏м
Mesajlar: 6.546
Tecrübe Puanı: 0 «B@D_BO¥»
Icon30 Kule Gergisi Nedir? Ne İşe Yarar?

Modifiyeli bir otomobilde sık yapılan bir diğer uygulama da amortisör kule gergisi montesidir. Kule gergileri, amortisör kulelerini karşılıklı olarak tek bir parça halinde birleştirmek için kullanılırlar.

Kule gergilerinin amacı, özellikle sert girilen virajlarda amortisör kulelerinde meydana gelen esnemeleri minimize etmektir. Viraj alınırken amortisör kuleleri normalde esnerler, ve bu da bir miktar çekiş kaybına (ya da yol tutuşta bir miktar zaafiyete) yol açar. Kule gergileri amortisör kulelerinde meydana gelen esnemeleri önlemek üzere dizayn edildiklerinden, viraj alımı sırasında enerjiyi gücün yüklendiği tek bir kuleden alıp diğer kuleye de iletmek suretiyle paylaştırırlar. Bu, jantları yere paralel tutmaya, o da lastiklerin yere daha iyi temas etmesine yardımcı olur. Sonuçta, viraj sırasındaki çekiş ve yol tutuş iyileşir.

Amortisör Kule Gergileri Ne Zaman Monte Edilmelidir?

Montaj sonrasında elde edilecek performansın otomobiliniz üzerindeki kilometreyle ilgisi olmamakla birlikte, eğer spor bir otomobil sahibi iseniz otomobilinizi aldığınız ilk gün en azından ön amortisör kule gergilerini monte etmenizi öneririm. Ancak, biraz da isteğe bağlı olan bu durum haricinde amortisör kule gergilerinin muhakkak uygulanması gerekli durumlar da vardır.

Kule gergileri ön veya arka olsun farketmez, sonradan daha büyük jant/lastik kombinasyonlarına geçildiğinde muhakkak uygulanmalıdır. Daha sert ve kısa olan spor yaylar, daha sert ve kısa spor amortisörler veya büyük çaplı janta (dolayısıyla daha ince profilli lastiklere) geçilmesi gibi süspansiyon sistemini etkileyecek modifikasyonlar sonuçta amortisör kuleleri ve hatta tüm şasi üzerindeki yükü arttırırlar. Tüm bu uygulamaların sonunda şaside esneme eskiye oranla çok daha fazla olacaktır. İşte bu modifikasyonların ardından uygulanacak kule gergileri sadece şasiyi desteklemek ve esnemeyi azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda direksiyonunuz daha hassas olacak ve verdiğiniz komutlara daha çabuk cevap verecektir.

«B@D_BO¥» isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.05.2007, 16:46   #9
╚> cezalı üye
 
Üyelik tarihi: 30.11.2006
Nerden: ฬฬฬ.Ŧ๏яυмilк.c๏м
Mesajlar: 6.546
Tecrübe Puanı: 0 «B@D_BO¥»
Icon30 Dump Valve / Blow-Off Valve

Fabrika çıkışı turbolu bütün otomobillerde aslında blow off bulunmaktadır fakat hiç biri sonradan takılan bovlar kadar işlevsel değillerdir.


Dump Valve ve Blow-Off Valve işlev olarak aynı olup, Blow-Off Valve bu sistemin gazdan çekmelerde "Çufff" benzeri sesi çıkartanıdır.

Dump Valve nedir, ne işe yarar?
Dump Valve, turbo beslemeli otomobillerde turbo basıncını sürekli yüksek tutarak gaz tepkisini arttırmak için üretilmiş bir parçadır.

Turbo beslemeli otomobillerde ayak gazdan çekildiğinde turbo hala dönmeye devam etmektedir, fakat turbonun bastığı havanın gideceği bir yer olmadığı için oluşan yüksek basınç turbo pervanesine büyük bir kuvvet uygulayarak pervaneyi aniden yavaşlatır. Gaza tekrar bastığınızda turbo basıncının tepe noktasına gelebilmesi için pervaneyi tekrar hızlandırmak gereklidir ve bu esnada istenilen turbo basıncı elde edilemediği için büyük bir performans kaybı yaşanır. Dump Valve işte bu performans kaybını önlemek için vardır.

Dump Valve vasıl çalışır?
Ayağınızı gazdan çektiğinizde Dump Valve hemen devreye girerek turbonun bastığı havayı dışarı verir, bu sayede turbonun önceden bastığı hava geri tepmeyeceği ve bir geri basınç uygulamayacağı için pervane yavaşlamaz, sizin de tekrar gaza bastığınız anda pervane yavaşlamamış olduğu için turbo basıncı hemen tepe noktasında ulaşır ve siz ani gazdan çekme ve basmalar arasında performans kaybı yaşamamış olursunuz.

Dump Valve'in faydaları?
* Turbo pervanesi üzerindeki olumsuz geri basıncı önleyerek turbonun ömrünü uzatır.

* Turbo pervanesinin hızının yavaşlamasını engelleyerek turbo basıncını sürekli yüksek tutar. Yüksek turbo basıncı yüksek güç anlamına gelir.

* Gazdan çekme ve gaza basma arasındaki eski ısınmış havayı dışarı verip yeni, soğuk havayı içeri aldığı için artı güç sağlar.

* valve gaz kelebeği kapalı olmasına rağmen turbodan basılan hava maf sensörüyle turbo arasındaki hortuma verir.Bu hava tekrar gaza basmanla turbodan tekrar geçer ve motora girer.Yani bir birim havayı iki defa turbonun ısısına maruz bırakmış oluyorsunuz.Genellikle bov ların pallerin hızını kesmemek için yapıldığı söylenir.olayın kullanıcı yönünden pek düşünülmeyen noktasıda şudur:

Isınmış havadaki oksijen oranı düşük olacağı için yanma daha sağlıklısız olacaktır.Sağlıksız yanmayla eksoz gazlarının mukavemetide düşecek ve turbo palllerini sağlıklı bir yanmaya oranla daha az çevirecek buda maximum basınca gelmekte ekstra zamana ihtiyaç duyulmasına neden olacaktır.Bu zamanada lag denmektedir.
Kısacası bov sayesinde anlık tepkimeleri bir miktar daha iyi olacaktır.
Bov un bir kötü yanı gazdan ayağınızı çektiğinizde turbo maf sensöründen hava çekmeye devam edecek ve anlık siyah dumanla karşılaşabileceksiniz.... (bu durum genellikle audi ve vwden tanıdğımız 1.8t motorlar için geçerlidir.Dump valve kullanılması tavsiye edilmektedir.)

Bazı Blow off Marka ve Modellerin Örnekleri

GREDDY


BLITZ


HKS


«B@D_BO¥» isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.05.2007, 16:48   #10
╚> cezalı üye
 
Üyelik tarihi: 30.11.2006
Nerden: ฬฬฬ.Ŧ๏яυмilк.c๏м
Mesajlar: 6.546
Tecrübe Puanı: 0 «B@D_BO¥»
Icon30 Wankel (Döner Pistonlu ya da Rotary) Motorlar

Alman mühendis ve mucit Felix Wankel tarafından icat edilen ve geliştirilen bu motorda silindir diye tabir ettiğimiz, pistonun içinde hareket ettiği yapı, aslında kesinlikle bir silindir değildir, daha çok elipsoidal (elips profilli) bir yapıya benzerliği vardır. Zaten piston da klasik silindirik pistona hiç benzemez. Bombeli kenarlı bir üçgen şeklindedir. Piston bu elipsoidal hazne içinde dönüş yapar. Pistonun bu farklı hareketi neticesi bu motorlara döner pistonlu motorlar denilmiştir.



Motoru diğer motorlardan ayıran önemli şekilsel farklılığı sayesinde çok farklı bir çalışma döngüsü vardır. Normalde en çok kullanılan 4 zamanlı benzinli motorlarda krank milinin her iki devrinden birinde ateşleme yapılır. Bu motorlarda ise pistonun her tam dönüşünde tam 3 ateşleme yapılır !. Teorik olarak aynı hacme sahip 4 zamanlı motorun 6 katı güç üretmesi beklenir (pratikte bu olayın gerçekleşmemesi normaldir).

Kenarları dışbükey olan üçgen biçiminde bir pistonu(!) vardır.Pistonun merkezinde bir iç dişli bulunur. Pistonun içinde döndüğü silindir(!) eliptik bir yapıdadır. Pistonun üçgen kenarları silindirin iç yüzeyine temas ederek döner. Bu hareket sırasında dönme ekseninin merkezindeki krank dişlisini çevirir. Yapılarında supap bulunmaz. Pistonun her üç kenar yüzeyi çalışma anında aynı anda bir işlem gerçekleştirir.



Emme zamanı:
Pistonun bir yüzeyi ile silindir arasında kalan boşluk sayesinde emme deliğinden hava-yakıt karışımını emilir.

Sıkıştırma ve İş (Ateşleme) zamanları:
Piston, dönüşü sayesinde karışımı iki köşesi ve silindir yüzeyi arasında sıkıştırmaya başlar. Piston kenarının silindir yüzeyine en çok yaklaştığı an (hacmin en daraldığı an) bujiler tarafından karışım ateşlenir. Açığa çıkan yüksek basınç ve sıcaklıktaki gazlar pistonu egzoz deliğine doğru dönmeye zorlarlar.

Egzoz zamanı:
Pistonun dönme hareketi, egzoz deliğine yaklaşan kenarın hacminin daralmasına neden olur. Bu daralma anında egzoz deliğinin önü yanmış gazların çıkışı için açılmıştır ve gazlar basınçla dışarı atılır.

Avantajları:
1- İçten yanmalı - patlamalı motorlar arsında en yüksek güç / ağırlık oranına sahiptir.
2- Supap, krank mili gibi karmaşık ve güç üretilebilen yapılar içermediğinden daha küçük, basit ve hafif üretilebilirler.
3- Pistonun her devrinde üç ateşleme yapabildiklerinden güçleri yüksektir.
4- Sarsıntı ve gürültü seviyeleri düşüktür.

Dezavantajları:
1- Piston ve silindir diğer motor türlerine göre zor şartlara (yüksek sıcaklık ve basınç) çok daha fazla maruz kaldığından aşınmaları daha hızlı olur.
2- Yapıları iki zamanlı motorlara göre daha karmaşık olduğundan küçük araçlara uygulanmaları pek pratik ve ekonomik değildir.
3- Aşınma problemi o kadar büyüktür ki, belki uygulanabilirliklerinin önündeki en büyük engeldir.

Sonuç:
Wankel motoru ilk pratik uygulamasını 1960'lı yıllarda bulmuş ve alman NSU firması tarafından bazı araçlara (NSU RO-80) uygulanmıştır. Daha sonra diğer firmalar tarafından da denenen bu motor kısa ömrü nedeniyle pek tercih edilmemiştir. Günümüzde bir Japon otomobil üreticisi olan Mazda, RX7 modelinde bu motoru kullanmaktadır. Seramik gibi aşınmaya daha dayanıklı malzemeler sayesinde motor ömrü ve verimliliği artırılabilmiştir. Yine de yüksek güç / ağırlık oranlarına ihtiyaç duymayan ve dayanım gerektiren araçlar için pek de uygun oldukları söylenemez. Pistonları üçgenden farklı olarak tasarlananları da vardır ancak çalışma prensipleri değişmemiştir.

«B@D_BO¥» isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:26 .



Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0