![]() |
|
#11
|
||
|
||
|
El işareti
Bir gün temel bir minübüse durması için işaret etmiş adam ellerini havaya kaldırarak ve tüm parmaklarını oynatarak çok kalabalık demiş. Temelde baş parmağını işaret ve orta parmağının arsına sokmuş. Şoför kızmış ve aşağı inmiş -Sen ne kadar terbiyesiz adamsın demiş. Temel "asıl sen ne kadar terbiyesizsin bana böle böle yaptın" demiş Şoför "ben sana kalabalık" dedim diye yanıt vermiş. Bunun üzerine temel - "e bende beni araya sıkıştırırsın diyordum" Geber ula Temel ile Dursun hararetli bir şekilde iddialaşırlar. Temel: - "Ula Dursun ha pen pu pinanun çatusundan pi pardak suya paluklama dalarum daa." Dursun: - "Nah dalarsun ula imkanu yoktur" Vardır yoktur bir milyarına iddiaya girer kafadarlar. Temel gider bir bardak su getirir ve kaldırıma koyar. -"Iyi izle ula" der "Nasul dalacam hamsi cibi" Dursun ise hala Temel'i umursamamakta, dalgasını geçmektedir. Temel catıya çıkar Dursun'a seslenir: -"Ula Dursun iyi izleyesun ha celeyrum!" ve kendini boşluğa bırakır. Tam yere üç beş metre kala Dursun yerdeki bardağa bir tekme sallar: "Geber ula ..pne Temel" Boş bardak Fadime ile Temel evlenirler. İlk gece fadimenin dikkatini birşey çeker: Kocası yatmadan içi su dolu bardağı yatağının ucuna koymuştur. Biraz sonra Temel ile Fadime sevişirler, temel bardağı kafaya diker uyur. Birkaç gün sonra temel odaya bir dolu birde boş bardak getirir. Fadime durumu anlamış ve hazırlanmıştır ancak boş bardağı da merak etmiştir. Temele döner; -Uşağım doli bardaği anladik da, boş ne oliyi. Temel; -Haçen bugün canım sevişmek istiyo ama su içmek istemiyoo. Tartı sefası Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadın girmiş. Tartının üzerine çıkıp parayı atmış. Beğenmemiş, manto ve ceketini çıkarmış ve para atıp tekrar tartılmış. Yine sıkılmış eteğini çıkarınca, Temel atılmış ve parayı atmış, -Devam edin bundan sonrası müesseseden Tarikat Temel tarikata girmek icin başvurmuş. Şeyhin karşısına çıkarmışlar. Temel: - Şeyhim tarikata girmek istiyorum demiş. Seyh de: - Olur, ama 3 hafta karınla yatmayacaksın. demiş. Neyse aradan üç hafta gecmiş ve temel şeyhin önüne tekrar gelmiş. Şeyh sormuş: - Temel tamam mı ? Sabredebildin mi ? Temel: - Valla, ilk hafta hiç problem yoktu. Ikinci hafta sabrım cok zorlandı. Ama dayandım. Ücüncü hafta bir gün Migros'a gitmiştik. Benim karı üst raflardan bir iki paket almaya çalışıyordu. Hatunun bacakları gözükünce içim gitti. Daha sonra paketler yere düştü. Benim karı da paketleri almak için eğilince dayanamadım daldım demiş. Şeyh de: - Aaaa olmadı. Şimdi biz seni tarikata alamayız. deyince, Temel: - Boşver tarikatı bizi artık Migros'a bile almıyolar. Üç dil Temel ile Dursun Sultanahmette gezinirken bir turist gelip kendilerine bir adres sorar. Turist ingilizce,almanca,fransızca sorar fakat bizim lazlar anlamaz... -Ula dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti, der Temel, Dursun: -Ula neye yarayacakki bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamıyo Tedavi Niyetine Temel hastalanmış, doktora gitmiş. Doktor Temel'i muayne ettikten sonra yeni doğum yapmış bir kadının memesinden süt emerse hastalığının iyi olacağını söylemiş. Temel kara kara düşünerek doktorun yanından çıkmış. Nerden bulacağını kimden isteyeceğini düşünürken aklına arkadaşı Dursun'un karısı Fadime gelmiş. "O yeni doğum yapmıştı, rica ederim" demiş ve kapıya dayanmış. Kapıyı Fadime açmış, Temel "Dursun evde mi?" diye sormuş Fadimeye. Evde yok yanıtını alınca Temel utana sıkıla derdini açmış. Fadime de "N'olacak ula altı üstü bir kaç damla süt, hem sevaptır gir içeri demiş" Fadime memesini açmış Temel'in ağzına vermiş. Temel memeyi emmeye başlamış. Temel emdikçe Fadime tahrik olmuş. Dayanamaz duruma gelmiş. Temel'e "Ula Temel baska birsey de ister misin?" diye sormus. Temel Ayıp olmaz mı?" diye yanıtlamış. Fadime ihtiraslı bir şekilde "Niye ayıp olsun?" diye cevap vermiş. Temel -"İyi öyleyse, bir iki tane de bisküvit ver bari, içim ezildi". Dediği dedik Temel ile Cemal tuttukları balığın dişi mi erkek mi olduğu konusunda iddialaşmış. Temel çözüm önermiş. - Yüzbaşıya soralım. - O ne pilir ki? - Ama dediğu dediktur. Temelin Sırrı Taka kaptanı Temel Reis yıllardır her sabah kasasını açar ve çıkardığı bir kağıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Sora onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa merak içindeymiş, define haritası falan zannediyorlarmış. Bir gün Temel Reis ölmüş. Anahtarı koynundan alıp sararmış kağıdı çıkarmışlar. Şöyle yazıyormuş: 'Sancak sağ, iskele sol.' İstikamet Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a olduğunu, trenin Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin, - Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi, demiş. Teknoloji Temel Eskişehir'den Ankara'ya gidecek bir trene binmiş. Karşısındakine nereye gittiğini sormuş, İstanbul'a gittiğini öğrenince, - Teçnoloji ne çadar celişti, pen purada oturayrum Ançara'ya, sen çarşumda oturaysun İstanbul'a cideysun. N'oldi? Temel ölmüş. Mezar taşında şunlar yazılıymış: 'Öleceğim dedum dedum Inanmadunuz. N'oldi?' Siyah ve Beyaz Temel ile İdris bir gün 2 tane at almışlar. Ancak bir tane ahırları varmış iki atı da aynı ahıra koymuşlar. Temel demiş ki: - yaw İdrus, biz ha punlari kariştiriruk. Pen penumkinin yelesini kesayum daa - Ha çan temamdur, diyor İdris. Aradan bir iki gün geçiyor. Bir de bakıyorlar iki atında yeleleri kesik. Temel hemen olaya el koyup, - Ulu uşağum baksana daa. İkusinin de yeleleri kesuktur. Pen penumkinin kuyruğunu kesayum, haçan sen kesmeyesun. Temel kendi atının kuyruğunu kesiyor. Bir iki gün sonra yine bakıyorlar iki atında kuyrukları kesik. Temel de İdris de hayvanların bir taraflarını kesmekten bıkıyorlar sonunda Temel bir çözüm söylüyor: - Uşağum İdrus cel piz şöle yapalum. Siyah olanı sen al beyazı ben. "U" harfinin sakıncası Karadenizli vapur acentasına gitti: 'Biz vapuru kaçirduk, başka vapur bulur mısunuz?' dedi. 'Kaç kişisiniz?', 'Yediyuz.'. Acenta yetkilisi bu kadar müşteriyi kaçırmamak için hemen yeni bir vapur istedi. Vapur geldiğinde Karadenizli ve arkadaşları rıhtımda toplanmışlardı. Ama nedense fazla kalabalık değillerdi. Görevli sordu: 'Hani yedi yüz kişiydiniz?'. 'Doğridur, işte pir, içi, uç, dort,peş, altı, yedi. Toplam yedıyuz daa..' dedi Karadenizli. Kafası attı acenta yetkilisinin. Karadenizliyi bir güzel dövdü ve: 'Eğer, bir daha (i) yerine (u) dersen, canına okurum...' dedi. Aynı Karadenizli birkaç gün sonra bir bakkala gitti. 'Bana bir mım verin...' dedi. Bakkal anlayamadı, birkaç kez tekrar ettirdi, sonra eliyle göstermesini istedi. Karadenizlinin işaretine bakınca: 'Yooo, o mım değil mumdur.' dedi. 'Olsun, mım demek, dayak yemekten iyidir.' dedi Karadenizli. Kulak Bizim marangoz Temel, ahşap bir binanın restorasyonunda çalışmaktadır. Elinde testere ile ikinci katın iskelesinde çalışırken görünmez bir kaza meydana gelir ve testereyi kaydırarak bir anda yanlışlıkla kulağını keser. Kulak da aşağıya düşer. Kulağını görmek ümidiyle aşağıya bakar ve orada çalışan işçilere seslenir: 'Hey beyler aşağılarda bir kulak gördünüz mü?' Şaşkın işçiler şöyle bir etraflarına bakarlar ve kanlar içinde bir kulak bulup bizim Temel'e gösterirler: 'Bu mu?' Temel aşağı doğru eğilip gözlerini kısar: 'Yok yav, benimkinin arkasında kalem olacaktı'. Manalı Bakış Temel otobüse binmiş. Sormuşlar, - Ne yaptın, pilet aldin mi? - Piletci sankim pilet almamuşum gibi paga manali manali paktu. - Peki sen ne yaptın? - Pen de sankim pilet almişum gibi ona manali manali paktum. Parlak Fikir Trabzonlu imamlar ile Rizeli imamlar her hafta halı saha maçı yaparlar. Nedense her defasında Rizeli imamlar kazanır. Trabzonlu imam temel arkadaşlarına -Uşaklar, haçan bu maçlar boyle citmiyi... Dursun -Haçan napalım da der -Aklima parlak bir fiçir celdu da... -eee -Haçan bizim Tirabzonsiporlu hami'ye ciydurelim cüppeyi saruğu bu bizim merkez caminin imamı diye yutturalum da Temelin bu parlak fikri herkesce kabul edilir. Hami alınır ve deplasmana gidilir... Dönüşte sorarlar... -Haçan ne oldi maç da? Temel: -Yenildük... içi-bir (2-1) -Haçan cine mi? peçi golleri çim attu? - Bizimçini Hami hoca attu, onlarınçini Del piyero hoca ile Roberto karlos hoca Vurduk oni - Babam öldü, demis Temel. Ilyas sormus: - Neden öldü? - Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü. - Eyvah parçalandi mi? - Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi. - Apartmana mi çarpti, nasil oldu? - Yok, karsi apartmanın balkonunda çamasirlar asili idi. Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü. - Orada mi öldü? - Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden... - Peki sonra? - Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk oni. Verimli Bizim Temelin köyüne bir gün ziraat mühendisleri gelmiş bütün köylünün tarlalarında araştırma yapıp tarlaların verimini ölçüyorlarmış.Sıra Temel'in tarlasına gelmiş. Araştırmayı yapan mühendisler Temel'e: -Temel senin tarlan çok verimli bu tarlaya 1 verirsin 5 alırsın' demişler. Temel başlamış üzülmeye mühendisler: -Temel bunun nesi kötü? deyince: Temel: Neresi iyidir? Ben gecen sene buraya kaynanamı gömmüştüm der.ama geri ödeyecek döt yoktur." Kredi Paraya sıkışan temel, kredi almak için bankaya gider. Banka müdürü kredi verebileceğini ama bunun için bir sağlık raporu getirmesi gerektiğini söyler: Temel bir anlam veremesede soluğu bir hastanede alır. Muayene bittikten sonra doktor; raporu müdüre göndereceğini ve Temel'e de ertesi gün bankaya gitmesini tembihler. Temel ertesi gün büyük bir merak ve heyecanla müdürün karşısına dikilir ama sonuç olumsuzdur. Sağlıklı olduğunu düşünen Temel sinirli bir şekil de raporu görmek istediğini söyler ve okuyunca şok olur.. Teşhis kısa ve nettir; "Bahse konu kişide Kredi alacak göz var ama geri ödeyecek döt yoktur." Fidye Dursun fena halde sıkıntıya düşmüştü.. Bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar verdi. Doğru, Yıldız Parkı'na gitti.. Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu.. Trilyoner Temel'in oğlu olduğunu ögrenince, planını yaptı.. Çocuğu hemen bir kalın çınar ağacının arkasına çekti.. Cebinden çıkardığı kağıda fidye notunu yazdı: "Temel Bey, Oğlunu kaçırdım. Yarın sabah yedide, Yıldız parkındaki büyük çınar ağacının içindeki kavuğa, sarı bir çanta içinde 10 bin dolar bırak..Dursun!." Notu çocuğun iç cebine itina ile yerleştirdi ve "Şimdi doğru eve git, baban bu notu okusun" dedi.. Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiğinde, çınarın kovuğunda sarı bir çanta içinde 10 bin doları buldu. Yanında bir de not vardı: "İste paran. Ama gene de bir Karadenizli'nin kendi hemşerisine bunu yapabileceğine inanamıyorum. Temel..."
__________________
|
|
#12
|
||
|
||
|
***** Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil'i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler.. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabakliyormus. Padisah, ihtiyari selamlamis. " Selamunaleykum ey pir'i fani..." " Aleykumselam ey serdar'i cihan..." Padişah sormus. " Altilarda ne yaptin ?" " Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..." Padişah gene sormus. " Geceleri kalkmadin mi ?" " Kalktik...Lakin, ellere yaradi..." Padişah gulmus. " Bir kaz göndersem yolar misin ?" " Hem de ciyaklatmadan..." Padişahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padişah baş vezire donmus. " Ne konustugumuzu anladin mi ?" " Hayir padişahim..." Padişah sinirlenmis. " Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelle ni alirim." Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telaşla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor.. " Ne konustunuz siz padisahla..." Adam, basveziri şöyle bir süzmüs. " Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altin söyleyeyim.." Basvezir, yuz altin vermis. " Sen padisahi, serdar'i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu.." " Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.." Vezir kafasini kasimis. " Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek..." Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis. " Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim." Vezir bir soru daha sormus... " Geceleri kalkmadin mi ne demek ?" Adam bir yuz altin daha almis. " Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..." Vezir gene kafasini sallamis. " Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..." Adam gulmus. " Onu da sen bul..." ************ Dilenci bir çocuk, camları pek tozlu olan bir arabaya yaklaşır - Camlarınızı sileyim mi efendim? - İstemez, camlar temiz. - O halde izin verin de gözlüklerinizi sileyim. ***** Büyük bir savaş çıkmış. Bütün dünya bizim Trabzonlular’a karşı... Derken herkes kendilerine siper kazmış. Trabzonlular ayrı bütün dünya ayrı. Ve savaş başlamış. Trabzonlular bir bir öldürülüyormuş bu işe bir çare bulalım demişler. Temel: -Uşaklar herkes eğilirse de bizi vuramazlar. Derken herkes eğilmiş. Diğer taraftan da düşman kuvvetleri bir buna çare olarak plan yapmış ve başlamışlar: -Temel kim? oradan bir ses: - Benim ula... baamm Temel ölmüş! Bir ses daha gelmiş: -Dursun kim? - O da benim ula.... bammm Dursun da ölmüş!! Neyse Trabzonlular da akıllanmış ve bu sefer onlar başlamış: -Hans kim? Ses yok! -Maykıl kim? Yine ses yok! Derken bir ses: -Hans'a kim seslendi? -Ben ula... BAAAMM! ******** Trafik polisi Temelin kullandığı arabayı durdurur ve: -Sizi tebrik ederim beyfendi, bu günkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üçyüzmilyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayi düşünüyorsunuz, demiş. Temel: -Hemen cidup bi ehliyet alacagim demis. -Ne! senin ehliyetin yok mu? demeye kalmadan yandan Fadime söze girmis: -Siz ona bakmayin memur bey içince hep boyle sapitiyi Polis iyice sinirlenmeye baslamis. Derken arkadan dursun: -Ula ben size demedimmi çalinti arabayla yola çikmayalim basimiza bi is gelir diye. Trafik polisi iyice zivanadan çikmis ve bagajdan idris atlamis: -Noldu usaklar geçtik mi siniri ******** Adamin biri bir gün yolda giderken bir kurbaga görür ve kurbaga dile gelir: - Ben aslinda bir insanim, eger beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim". Adam kurbagayi eline alir ve cebine koyar. Kurbaga tekrar dile gelir: - Eger beni öpersen çok güzel bir prenses olacagim, ve seninle 1 hafta kalmaya raziyim". Adam kurbagayi cebinden çikarir, söyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine kor. Kurbaga yalvarmaya baslar: - Eger beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalirim ve istedigin her seyi yaparim". Adam tekrar kurbagayi çikarir, söyle bir bakar ve gülümseyerek cebine kor. Sonunda kurbaga dayanamaz: - Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses oldugumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalip istedigin her seyi yapacagimi söyledim. Neden beni öpmüyorsun?" Sonunda adam konusur: - Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla ugrasacak vaktim yok, fakat konusan bir kurbaga çok ilginç geliyor. " ****** Kilis-Gaziantep arasında çalışan minibüslerde \"Bayan yanı\" diye bir uygulama var. Mesela minibüsün arkadaki dörtlü koltuğunda bir bay oturuyor. Üç kişilik boş yer var. Bu sırada bir bayan gelir ve arkaya oturmak isterse alacağı cevap şöyle olur: \"Bayan yanı olmadığı için bir sonraki arabayı bekleyin.\" Bu nedenle bir bayan tek başına yolculuk yapamaz. Mutlaka bir bayanın gelmesini beklemek zorunda. ***** Bekarlara ev verilmemesine Türkiyenin hemen her ilinde rastlarsınız. Ama Kilis\'te kiralık ev bulmakta güçlük çekenlere sğlık sektörünün beyaz melekleri de dahil. Evet hemşire iseniz Kilis\'e gelmeyin. **** Orta yaşlı karı-koca hastanenin kapısında karşılaşır. Bay. bayana sorar: \"Ne yaptın çocuğu doktoras muayene ettirdin mi?\" Bayan cevap verir: \"Yarım saat bekledikten sonra sıra bize geldi. İçeri girdik doktor masada oturuyordu. Doktor biraz çocuğun yüzüne baktıktan sonra reçeteyi yazıp elimize verdi.\" İşte tam o anda insanımızın pratik zekası kendini gösterdi ve çocuğun babası şöyle dedi: \"O zaman biz binbir zahmetle çocuğu niye getirdik ki! Bir fotografını alıp getirirdik.\" **** Amerikalı bir hükümet yetkilisi Şili'deki darbenin hemen sonrasında ülke hapishanelerini incelemek için Şili'ye gitmiş. Herhangi bir hapishanede bir süre inceleme yapan yetkili infaz yerlerini merak etmiş ve hep birlikte hapishanenin mahzenine inmişler. İner inmez çığlıklar duyan misafir yetkili görevlilere bunun nedenini sormuş. Görevliler de ölüm cezalarını uyguladıklarını söylemiş. Amerikalı yetkili, kendi ülkelerinde elektrikli sandalye kullandıklarını ve bu konuyu daha kolay hallettiklerini söylemiş, aynı uygulamayı yapabileceklerini uyarıcı bir dille ifade etmiş. Hapishane görevlisi "efendim, biz de elektrik kullanıyoruz ama elektrikler kesik olduğu için şimdilik mumla idare ediyoruz" demiş ******* Bakan olan görgüsüz birisi soförüne sorar. "Soför söyle bakalim esekle soför arasinda ne fark vardir? " Soför bir süre düsündükten sonra mahcup bir sekilde; "Bilemedim bakanim" diyor Bakan cevap olarak: "Esege çüs diyince, soföre ise dur diyince durur" demis. Bunun üzerine soför çok sinirlenmis ama karsidaki bakan oldugu için bir sey söyleyememis. Belirli bir süre sonra bu defa soför bakana: "Bir soru sorabilir miyim bakanim" der. Bakan da: "Sor bakalim" der. Soför sorar: "Esekle bakan arasinda ne fark vardir?" Bakan bir süre sonra: "Bulamadim soför söyle bakalim" diyor. Bunun üzerine soför de: " Vallahi bakanim ben de bulamadim... " ****** Ruslar, Kırşehir'de gösteri yapmak için bir sirk getirmiş. Sirk gösterilerinin başlamasına kısa bir zaman kala maymun ölmüş. Yenisini getirmeleri mümkün olmadığından, çare aramaya başlamışlar. Sonunda bir Kırşehirli'ye maymun kıyafeti giydirmeye karar vermişler ve hiç konuşmaması için sıkı sıkı uyarmışlar. Kırşehirli, kafesine geçip, hoplayıp zıplamaya, çocukların attıkları fıstıkları yemeye başlamış. Kendisini o kadar kaptırmış ki, zıplarken, birden yandake aslan kafesine düşmüş. Can havliyle "imdaaat" diye bağırmaya başlamış. Aslan, Kırşehirli maymunun kulagına eğilip "Çaktırma lan, sus. Ben de Kırşehirli'yim" demiş Ülkenin en zengin iş adamlarından birinin karısı ender görülen bir göz hastalığından muzdaripmiş. Nerdeyse ülkenin tüm göz doktorlarına muayaene olmuşlar,tabii sonuç alınamamış. Derken bir gün hastanenin birinde iyi bir göz doktoru olduğunu duymuşlar,ve hemen başvurmuşlar. Göz doktoru muayene etmiş ve iyileştirebileceğini soylemiş ve bir müddet sonra kadın gerçekten iyileşmiş. Bunun üzerine adam göz doktoruna tedavisinden dolayı müteşekkir olduklarını, karşılığında kendisinin heykelini yaptırmak istediklerini ifade etmiş. Gel zaman git zaman hastanenin önüne yapılan heykel tamamlanmış, törenle açılacak. Heykel açıldığında görülmüş ki beş metrelik bir kaide, onun üzerinde kocaman bir göz, gözbebeğinin tam ortasında da bizim doktorun büstü.... Doktorun arkadaşları kendisine tebrik etmeye geliyorlar sırayla, bu arada bizim doktor habire; -Allahım sana çok şükür diyormuş Arakadaşlarından biri dayanamayıp sormuş; -Ya hastanenin önüne kocaman heykelin yapıldı, gururlanacağına ha bire söyeleniyorsun deyince doktor; -Şükrederim tabii, ya göz doktoru değilde kadın doğumcu olsaydım!!! ************ Genç deve annesine sormus -"Anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük?" Anne cevap vermis: -"Çölde kuma batmamak için." Genç deve tekrar sormus: -"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür. Anne tekrar cevap vermis: -"Çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye." Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus: -"Bizim niye hörgüçlerimiz var." Anne deve sabirla yanitlamis : -"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilme için suyu hörgüçlerimizde depolariz." Sonunda dayanamayan genç deve sormus : -"Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz??" ***** Kimin askeri daha cesur yarışması varmış. Karacının komutanı; -"Oğlum şu tankın altına atla!" demiş. Asker atlamış ölmüş. Havacının komutanı; -"Oğlum şu uçaktan betona paraşütsüz atla!" demiş. Asker ölmüş. Denizcinin komutanı; -"Oğlum şu geminin altına atla!" demiş. Asker: "Naah atlarım" demiş. Denizci komutanı dönüp; -"Bakın, benim askerim daha cesur, komutanına nah çekiyor!" ****** Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğaydı.Boş bir masaya oturup ocağa seslendi; - Bana bir çay ! çay geldi , şekerleri atıp karıştırdı.Garsonadan yine şeker istedi. Onları da atıp karıştırdı,yeniden istedi.Garson; - Sekiz şeker koydun çaya ,dedi şaşkın şaşkın, - Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyor (fora) ******** Sanliurfa'nin bir kazasinda belediye, ilçe merkezine fidanlar diker. Ertesi gün, bazi fidanlarin kirildigi görülür. Ve belediye hoparlöründen söyle bir anons yapilir: "Dikkat dikkat!.. Belediyemizin diktigi agaç fidanlarini kiran, heyvansa, zaten heyvandir. Çocuksa, heyvan çocugidir. Eger büyükse, heyvan ogli heyvandir." ****** Temel dus almaya girer, sampuani saçlarina bosaltip ovalamaya baslar. Sirtini keselemeye gelen annesi sorar : - Oglum kafani islatmiyacak misin ?.. Temel cevap verir : - Yok anne bu sampuan kuru saçlar icinmis !.. ****** Kayseri"nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapiliyor. Bunun icin de esekten yararlaniliyor: Esek hangi yolu izlerse, orasi genisletip araba yoluna donusturuluyor.... Koye gelmis olan Amerikali Baris Gonullusu ne olup bittigini kavrayamadigi icin sorar: - Ne yapiyorsunuz boyle? - Yol yapiyoruz. - Bu esek ne icin? - O, yolun muhendizi. Yola uygun gecenegi o gosterir. Baris Gonullusu katila katila guler: - Ya esek bulamasaydiniz? - Iste o zaman Amerika"dan muhendiz getirirdik ******** Bir fakir Kırşehirli paraya çok sıkışmış. Her türlü çareye başvurmuş, yardım eden olmamış. Son çare olarak, "Allah, sıkışan kuluna yardım eder" inancından hareketle, Allah'a mektup yazmaya karar vermiş. "Cenab-ı Allah Yüksek Katına" diye başlamış ve "Allah'ım ne olur bana bir yüz milyon lira gönder" diye bitirmiş. Zarfın üzerine de "Esirgeyip bağışlayan Yüce Allah" diye yazıp postaya vermiş. Postacılar mektupları ayırırken, gitmesi mümkün olmayan adresi görünce açmışlar. Mektup sahibine acımışlar ve aralarında para toplayıp yardım etmeye karar vermişler. Ama, ancak 80 milyon lira toplayabilip, göndermişler. Parayı alan Kırşehirli, hemen Allah'a bir mektup daha yazmış. Postacılar, "Allah" adresli iknici mektubu açmışlar. Kırşehirli şöyle yazıyormuş. "Allah'ım gönderdiğin parayı aldım, teşekkür ederim. Ama, bundan sonra para gönderirken, Meleklerinle gönder, hırsız postacılar gönderdiğiniz paranın 20 milyon lirasını çalmışlar ******* Başkan Temel,bir hapishaneyi ziyaret etmiş.Bir tanesi dışında tüm mahkumlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatıyormuş.O tek mahkum şeytana uyup bir suç işlediğini, cezasını hak ettiğini söyleyince Temel hapishane yöneticilerine dönerek; - Ha pu atamu serbest bırakun, öteçi masum insanların ahlakını bozmasun! ****** Bir gün savci, morga gelen cesetlere bakmis. Birinci ceset siritiyormus, -Niye bu siritiyor? diye sormus. Ordakiler de: -Lotoda 6 bildi sevinirken kalpten gitti,demisler. Ikinciyi açmislar o da siritiyomus, -Niye bu da siritiyor? diye sormus savci. Ordakiler de: -30 yil sonra 1 trilyonluk iddiayi kazandi, siritirken gitti!, demisler. Sira Temel'in cesedine gelmis, açmislar kömür gibi siritan bir ceset çikmis. Savci sormus: -Bu niye böyle diye.. Ordakiler de: -Aslinda onu yildirim çarpmis ama o fotograf çekiliyor sanmis. ****** Ucra bir koyun ilkokuluna mufettis gelecegi haberi alinir. Bunu duyan tek sinifli ilkokulun tek ogretmeni panikler cunku cocuklar 2. sinifta olmalarina ragmen cok zor okumaktadirlar. Ogretmen mufettisin gelecegi gun sinifta ufak bir konusma yapar: "Bakin cocuklar bugun okulumuza mufettis gelecek. Muhtemelen de tahtaya birseyler yazip okumanizi isteyecek. Mufettis tahtaya birsey yazmaya baslarsa hemen bana bakin ben size ne yazdigini anlatirim, siz de okumus gibi yapip soylersiniz." Cocuklarin aklina yatmis bu tabii. Mufettis gelmis, kisa hosbesten sonra ogretmen cocuklardan birine "Kalk bakalim" demis "Su tahtaya yazdigimi oku" ve baslamis kocaman harflerle "kaplumbaga" yazmaya. Bunu goren ogretmen mufettise caktirmadan cocuga bir guzel anlatmis ne oldugunu tahtadakinin. M"Oku bakalim oglum ne yaziyor?" Ogrenci: "Tos-ba-ga" Bulunca Adamın biri bayan bevliye mütehasısına muayene için gider.Bayan doktor hastaya derdini sorar. Hasta adam "VALLA DOKTOR HANIM YAPAMIYORUM"der. Doktor hanım hastayı muayene eder,tahliller yapar sonunda reçetesini yazar ve hastayı bir ay sonra tekrar gelmek üzere gönderir. Bir ay sonra hasta adam tekrar kontrole gelince doktor hanım sorar "NE OLDU TEDAVİM İŞE YARADI MI?". Hasta "MAALESEF DOKTOR"der. Doktor "ALLAH ALLAH" der. Tekrar aynı muayene ve tahlilleri yapar hastaya reçeteyi düzenleyip bir ay sonra gelmek üzere gönderir. Bir ay sonra hasta tekrar gelir, sonuç aynı oktor aynı işlemleri tekrarlar fakat sonuç değişmez. Doktor en son kontrole gelişinde artık yaptığı tedaviden sonuç alamamanın kızgınlığıyla hastaya "GEÇ ODAYA SOYUN"der. Hasta soyunur,doktorda soyunur, bir güzel işi bitirirler. Doktor sinirlenir ve "HANİ ULAN YAPAMIYORDUN" der. Hasta sırıtarak "BULUNCA YAPIYORUM DOKTOR" der. Üç Adam Üç adam cennetin kapısında sorgu meleğinin karşısında duruyormuş (doğal olarak yeni ölmüş adamlar bunlar). İlk adama nasıl öldüğünü sormuş melek. Adam anlatmış: "Uzun süredir karımın beni aldattığından şüpheleniyordum.İş seyahatine gitme bahanesiyle evden çıktım ve 2 saat sonra haber vermeden döndüm. Karım çıplaktı ve banyodan yeni çıktığını söyledi ama ben ona inanmadım çünkü saçları kuruydu. Hırsla evi aramaya başladım, kimse yoktu, fakat yatak odasının penceresinde iki el gördüm. Yarı çıplak ter içinde bir adamdı bu.. Ellerine vurarak onu aşağı düşürdüm ama çok şanslıymış, çiçek tarhının üzerine düştü ve ölmedi. Ben de buzdolabını üzerine attım. Adam öldü ama ben de kalp krizi geçirdim." Sıra ikinci adamdaymış: "Şortumu giymiş evimde günlük sporumu yapıyordum. Koşu bandını fazla hızlandırmış olmalıyım, birden şerit koptu ve beni üzerinden fırlattı, pencereden dışarı uçtum. Neyse ki alt katın penceresine tutunabildim. Ama manyağın biri beni ellerime vurarak aşağı düşürdü. Neyse ki çiçeklerin üzerine düşüp kurtuldum ama sapık herif bu sefer de üzerime buzdolabını attı ve burdayım işte..." sıra üçüncü adamdaymıi: "Ben buzdolabının içinde çıplak bir şekilde bekliyordum, kendimi burada buldum."
__________________
|
|
#13
|
||
|
||
|
Git Başımdan
Padişahın karısı sultan'ın göğüsleri çok meşhurmuş.Herkesin hayelini süslermiş. Özelliklede sarayda çalışan Abdül'ün rüyalarına giriyormuş. Dayanamamış ve bir gün harem ağasına açılmış.''Sana 1000 altın helal olsun,yeterki yap ''demiş. Kurnaz harem ağasıda büyücüye losyon hazırlatıp sultanın banyo sonrası giydiği korsesine 1 damla damlatmış.Sultan kaşıntıdan ölecek kimseler çare bulamıyor. Harem ağası da "Padişahımız sarayda çalışan Abdül kulunuzun dili sihirlidir tükürüğüyle çare bulmadığı hastalık yoktur" der padişahta çaresiz çağırttırır.AbdÜl muradına ermiştir 1 saat boyunca sultanın göğüslerini yalar çaktırmadan panzehiride sürer. Harem ağası parasını istediğinde ''Git başımdan padişaha herşeyi anlatırım senin de kellen gider benimde ''der. Kızan harem ağası ise geri kalan losyonun tamamını padişahın banyodan sonra giyeceği donuna boşaltır... Domuzlar Bir gün adamın biri domuz çiftliği kurmaya karar verir ve 10 dişi, 10 tanede erkek domuz alır bunları çiftleştirip satmayı planlar ama bu 10 tane domuzdan bir ay boyunca hareket göremeyince veteriner bir ilaç verir ve bu ilaçta işe yaramaz. Kendisi kendi işini halletmeye karar verir ve bütün domuzları bir kamyonete yükler ve ormana götürür belki belki öğrenirler diye hepsini bir kere becerir sonra eve geri gelirler. Adam bir hafta bekler ama yine faaliyet olmayınca tekrar domuzları kamyonete yükler ve ormana götürür bu sefer hepsini 2 defa becerir eve gelirler ama yine tık yok adam sinirlenir hepsini tekrar kamyonete bindirir ormana giderler. Adam gücü bitene kadar hepsini 10-15 kez becerir eve gelirler adam ertesi gün ayağa kalkar kalkmaz yatakta yatarken hanımına seslenir." Hanım bak bakalım domuzlar ne yapıyor ?" Kadın aşağı bakar ve adama dönüp "Bey bütün domuzlar kamyonete binmiş biride kornaya basıyor" Duvarcı Ustası Belediye kuruluşlarından birinde çalışan bir duvarcı usatasının başına gelen kazayı şefine anlattığı mektup şöyle: Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur. Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım. Cenab-ı Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim. Duvarcı ustanız Suratsız Roger ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Boi zamanlarını hep bowling ve voleybol oynayarak geçirmektedir.Karısı bu duruma üzülür ve bir hafta sonu onu striptiz klübüne götürmeye karar verir. O akşam beraberce klübün kapısına gelirler. Kapıdaki bodyguard, " Hey Roger ..seni görmek ne güzel!" der.. Karısı: "Daha önce buraya gelmişmiydin Roger..?" Roger: Hayır..hayır o adamı bowlingten tanıyorum... içeri girerler ve bir masaya otururlar... Garson gelir.. Garson: iyi akşamlar Roger... Her zamanki gibi Cin tonik di mi?.. Karısı: Roger bana bak sen buraya daha önce geldin değil mi? Hafif hafif öfkelenmeye başlayan karısını sakinleştirmek zordur.. Roger: Ne alakası var..Voleyboldan tanırım onu bir iki tek içmişliğimiz var ordan yani... Karısı pek tatmin olmamıştır ama neyse.. Derken stiriptizci hatunlardan biri masaya gelir.. Stritipzci: Selam Roger...Yine özel masa şovundan mı istersin..? Karısı hışımla yerinden kalkar ve klübu terk eder.. Roger peşinden koşar.. Kadın bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger da biner... Kadın öfkeden patlayacakmış gibidir...ve korkunc sinirlidir.. Şöför: Bu geceki çok suratsızmış be Roger.. Organizasyon Bir adam, arkadaşı ile yolda giderken elindeki çakısı ile parmağını kesti. Biraz ötede sağlık ocağı vardı. Adam: "-Ben şurada pansuman yaptırayım", dedi. İçeri girince karşısına iki kapı çıktı. Birinde "Hastalıklar", ötekinde "Yaralar" yazılı idi "Yaralar" kapısından girdi. Yine önünde iki kapı vardı. Birinde "Et", ötekinde "Kemik" yazıyordu."Et" kapısından girdi. Yine iki kapı çıktı karşısına. Birinde "Önemli", ötekinde "Önemsiz" yazıları vardı. "Önemsiz" kapısından girince kendini sokakta buldu. Arkadaşı sordu: "-Nasıl iyi baktılar mı?" "-Hayır; ama organizasyon dehşet" Cüzdan Sünnetçinin biri yıllardır kestiği deri parçalarını saklarmış ve bir gün artık emekli olmaya karar vermiş. Elindeki derileri alıp terzinin birine gitmiş ve "bana bunlardan birşey yap, manevi değerleri çok fazla" demiş. Terzi de "abi sen bir tatile çık gel o zamana kadar ben de siparişini bitiririm" demiş. Sünnetçi tatile gidip gelmiş ve ilk iş olarak terzinin yanına uğramış. Ne oldu benim sipariş demiş. Terzi de sünnetçiye bir cüzdan uzatmış. Sünnetçi hisimla "Ulan bunca yilin emegi bu kucuk cuzdan mi? demis. Terzi hemen cevaplamis "oyle deme abi, biraz oksayynca valiz oluyor! Sen İzah Et On yıldır evlilermiş.. Ama ilk gecelerinden beri, adam hep karanlıkta sevişmek konusunda ısrar etmiş.. Kadıncağız yıllar yılı kaç kez sabahlara kadar yalvarmış, bir kerecik olsun, ışıkları yakıp sevişmek için ama adam hep inatla "Hayır" demiş. "Kesinlikle olmaz. İlle de karanlıkta sevişeceğiz." O gece kadıncağız gene ışıkları yakmak için yalvaracak gibi olmuş, ama hemen vazgeçmiş. Kocası on yıl sonra insafa gelecek değil ya.. Vazgeçmiş ama sadece yalvarmaktan.. Kafasına koymuş, bu kez çünkü.. Tam sevişmenin en heyecanlı anı, en doruk noktasında elini kaydırıp, yatağın baş ucundaki gece lambasının düğmesine dokunuvermiş. Bir de ne görsün.. Kocasının beline, o yapay aletlerden biri bağlı değil mi? "Bunu bana nasıl yaparsın" diye haykırmış. "Bunca yıldır, bu işi sahte bir aletle yaptığını bana söylemedin bile.. Hemen açıkla bana her şeyi.. Hemen.." Adam çok ama çok soğukkanlı yanıt vermiş. "Tamam, tamam.. Her şeyi izah edeceğim sana.. Ama önce sen bana şu üç çocuğumuzu izah et, bakalım!.." Hayalet İki arkadaş bir gece bir parti dönüşünde yürüyerek eve dönüyorlarmış...Biri biraz macera olur eğleniriz düşüncesiyle ilerideki mezarlığa girip kestirmeden gitmeyi önermiş ve diğeri de hemen kabul etmiş.Mezarlığın içine girmişler ve yürümeye başlamışlar. Çok derinlerden 'tak!-tak!'diye garip sesler gelmeye başlamış biraz sonra. İki arkadaş bir taraftan tırsarak bir taraftanda tırstıklarını birbirlerine belli etmeyerek yürümeye devam etmişler ama bu korkunç ses onlar yürüdükçe artıyormuş.. Epey ilerledikten sonra ilerideki sis bulutunun arkasında bir kıpırtı görmüşler. İyice tırsmışlar ve sis bulutuna doğru yürümeye devam etmişler.İleride bir mezarın başında yaşlı bir adamın elinde çekiçle mezar taşına birşeyler yazdığını gören arkadaşlardan biri "Yahu amca bu saatte çalışılır mı biz de seni hayalet sanıp korkmuştuk"demiş.Yaşlı adam şöyle bir kafasını kaldırıp gençleri süzdükten sonra "Adımı yanlış yazmış gerizekalılar!!'demiş Materyalist Çok havalı ve zengin bir avukat, yeni aldığı lüks spor arabasını ofisinin önüne park eder. Ofisteki arkadaşlarına nasıl gösteriş yapacağını düşünerek arabasından inerken, yoldan hızla geçen bir kamyon sürücü tarafındaki kapıyı kopartır atar.Avukat derhal cep telefonunu kapar ve polisi arar. Bir dakika içinde polis olay yerine gelir fakat daha tek bir soru sormasına fırsat bırakmadan avukat isterik bir şekilde haykırmaya başlar.. Daha geçen gün aldığı arabası mahvolmuştur ve kaportacı ne kadar ince iş görse gene de eskisi gibi olmayacaktır. O kamyonun sürücüsü derhal bulunmalı ve yaptığı hasar ona mutlaka ödettirilmelidir.Avukat kızgın ve öfkeli şikayetini nihayet bitirdiğinde, polis bıkkın ve inanamaz bir şekilde başını sallar "Siz avukatların bu kadar materyalist olmalarını bir türlü anlayamıyorum.." der "..sahip olduğunuz şeylere öyle baglanıyorsunuz ki, başka birşeyi gözünüz görmüyor..."."Nasıl söylersin böyle birşeyi?" diye hayretle sorar avukat. Polis adama acıyarak ve küçümseyerek bakar "Sol kolun dirseğinin altından kopmuş görmüyor musun?Kamyon sana çarptığı sırada olmuş olmalı ve sen bana kaportacıdan bahsediyorsun...." "Aman Tanrım!" diye bağırır avukat. "Rolex'im de gitmiş...
__________________
|
|
#14
|
||
|
||
|
FAYDASI
Saglik dersinde ögretmen bir ögrenciye sordu : - Söyle bakalim, bebeklerde anne sütü neden inek sütünden daha faydalidir ? Ögrenci kendinden emin bir sekilde cevap verdi, - Daha lezzetlidir, eksimez, pasta yapiminda ve baska amaçlarla kullanilamaz, bebege özeldir, ambalaji nefistir. ERIYOR ISTE Deli , kahveye girdiginde soluk solugaydi.Bos bir masaya oturup ocaga seslendi; - Bana bir çay ! çay geldi , sekerleri atip karistirdi.Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip karistirdi,yeniden istedi.Garson; - Sekiz seker koydun çaya ,dedi saskin saskin, - Koydum ama , iste görüyürsun, hepsi eriyor BENDE VARDIM Hoca bir gün arkadasiyla konusuyormus arkadasi demis ki : -Ya hocam dün sizin evden bir ses çikti. Bu neydi?. Hoca ise : -Hiç sadece hanimla biraz tartistik kavugum merdivenlerden yuvarlandi, demis. Arkadasi : -Yahu hocam hiç kavuktan bu kadar ses çikar mi?, demis. Hoca : -Ya anlasana içinde bende vardim, demis TEK BASINA Okula yeni gelen ögretmen ilk dersinde ögrencilere ilginç bir çagrida bulunmus: "Kendini geri zekali hisseden varsa ayaga kalksin..." Sinifta çit yok. Nihayet biri kalkmis: "Sen kendini geri zekali mi hissediyorsun?" "Hayir", demis çocuk, "ama sizin tek basina ayakta kalmaniza gönlüm razi olmadi da…" AÇMADIM KI Akil hastanesinde koguslari gezen bashekim,bir delinin oturmus,birseyler yazdigini gördü: -Kolay gelsin ne yaziyorsun? -Mektup yaziyorum efendim. -Yaaa..Kime yaziyorsun? -Kendime.. -Peki ne yazili mektupta?? -Ilahi doktor bey,deli misiniz siz Mektubu daha almadim ki içinde ne yazdigini bileyim. SIKARKEN Nasrettin hoca bir gün yolun kenarinda kedisini yikiyomus. yoldan geçen arkadasi hocaya: "hocam kediyi yikama ölür. " demis. hoca aldiris etmemis ve yikamis. arkadasi dönüste hocayi tekrar yolun kenarinda görmüs. kedi ölmüstü. adam: " hocam ben size kediyi yikamayin ölür demedimmi? " demis. hoca: " ben kediyi yikarken ölmediki sikarken öldü AYNISINI SÖYLEDIM Küçük Ali okuldan eve gelir ve üzgün bir sekilde, "Matematik dersinden 1 aldim" der. Babasi hemen sorar, "Neden ?" "Ögretmen 3x2 kaç eder?" diye sordu, ben de "6" dedim. Babasi hemen oglunu tasdikler ve "Fakat bu dogru" der. Ondan sonra da "ögretmen 2x3 kaç eder?" diye sordu. "Has *iktir, ne farki var ki ?" "Ben de ögretmene aynisini söyledim.... TEKRAR Temelin üç tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen biri doktor, biri de santral görevlisidir. Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu duyan arkadasi sorar "Niye ögretmen de digerleri degil?" diye.Temel de döner:"Ula der,bilmez misin doktorlar "Bugün git yarin gel" der.Santral görevlisi de"Su an mesgul, daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Haydi bir daha tekrarlayalim..." GERI GETIRDIM Akil hastanesinde delinin biri bashekimden iki tane sise ister. Bashekim sise yerine,deliye iki tokat atar.Deli kizgin bir sekilde odasina döner. Ertesi gün deli bashekimin odasina gider.Girer girmez bashekime iki tokat atar. noldugundan habersiz bashekim; "Deliye naptigini zannediyorsun" diye çikisir. Delide "birsey yaptigim yok efendim,dün verdiginiz siseleri getirdim" der. BIR KEDI DAHA Akil hastanesinden kaçan iki deli, karsidan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çinarin arkasina saklandilar.Bekçi,onlarin ayak seslerini isitmisti.Sordu: - Kim o? içlerinden biri kedi gibi miyavladi. Bu basarili miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayaklari altindaki yapraklar hisirdadi.Bekçi geri dönüp yine seslendi: - Kim var orada? ikinci deli cevap verdi: - Bir kedi daha. KISACA Imam Hatip Lisesinde teftis yapan bir mufettis sinifa girer..Ders Kur'an-i Kerim'dir. Bir ogrenciyi kaldirarak ismini sorar. Ogrenci:"Fatih" diye cevap verir..Mufettis : "Peki oyleyse yavrum Fatiha suresini oku bakalim.."..cocuk sureyi okur. Sira baska bir ogrenciye gelmistir. Mufettis yine sorar.."Ismin ne cocugum?"..cocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaslar kisaca Kevser derler " ISIKSIZ KALIRIZ Akil hastanesinde bir gün delilerden biri kosarak doktorun yanina gelmis. Doktor Bey çabuk bizim kogusa gelin demis. Doktor gitmis, delilerden bir tanesi kendini ayaklarindan tavana asmis öylece duruyor. Doktor ne bu? diye sormus. Doktoru çagirmaya giden deli cevaplamis, Doktor Bey bu zir deli kendisini ampul saniyor. Doktor kizmis, olurmu öyle sey hemen indirin onu asagiya. Yine ayni deli, " Doktor Bey o zaman da biz isiksiz kalmazmiyiz!!!" SILIKON Ögretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus. Dersin bitiminde çocuklara sormus: -"Kim hangi madene sahip olmak ister çocuklar?" Önce David cevap vermis: "Platin, ögretmenim. Onunla kendime bir Porsche alirdim." Ardindan Mike cevaplamis: "Altin, ögretmenim. Altinlarimla kendime son model bir Cadillac alirdim." En son Küçük Joe yanitlamis: "Silikon, ögretmenim. Ablamda iki tane var, kapinin önündeki arabalari hayal bile edemezsiniz!..." SIGMAZSINIZ Bir gün padisah Nasreddin Hoca' ya sormus. Hocam ben ölünce cennete mi gidecegim yoksa cehenneme mi, söyle bakayim? demis. Hoca padisahtan korkmadan : -Cehenneme gidersiniz padisahim? demis. Padisahin sinirden sakallari titremis. Bu durumu gören Hoca : -Kizmayin padisahim ben aslinda size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarinizin kiliçlariyla ölen suçsuz kisilerden cennet dolup tasmis.Bu yüzden cennete sigmazsiniz diye cehenneme gidersiniz dedim, demis. YARI MANYAK Ögretmen derste çocuklara dönerek sorar: - Söyleyin bakayim,kuzeyimizde karadeniz,güneyimizde akdeniz,batimizda ege denizi varsa BEN KAÇ YASIMDA OLURUM..? Arka siralardan bir parmak kalkar: - Kirkdört ögretmenim.. Gerçekten de o yasta olan ögretmen sasirir: - Dogru..Ama nasil bildin.?.. - Gayet kolay ögretmenim..Benim yari manyak bir agabeyim var;tam yirmiiki yasinda..Onun yasini iki ile çarpinca sizin yasiniz çikiyor.... ZATEN ABDESTSIZDIM Nasreddin Hoca bir gün agacin altinda namaz kiliyormus.Agaçta bulunan biri de onu izliyormus. Namazi bittikten sonra namazimin kabul olmasi için Allah'a dua etmeye baslamis. -Allahim sen namazimi kabul et. Agaçtaki adam: -Etmem diye cevap vermis. Hoca sasirmis.Tekrarlamis. -Alahim sen kildigim namazi kabul et. -Etmem. Hocanin saskinligi iyice artmis.Yine: -Allahim sen namazimi kabul et demis. Agaçtaki adam tekrar: -Etmem deyince hoca sinirlenmis. -Etmezsen etme.Zaten abdestsiz kilmistim. FARK VAR bashekim birgun deliler hastanesinde hastalari ziyarete cikar ve bir kosede delilerin kendi aralarinda bir rakam soyledikten sonra gulduklerini gorur ve dayanamaz sorar:neden soylediginiz her rakamdan sonra guluyorsunuz diye?Delinin biri cevap verir biz der butun bildigimiz fikralara numara verdik 5 dedigimiz zaman 5 numarali fikra aklimiza geliyor guluyoruz 8 deyince 8 numarali fikra aklimiza geliyor guluyoruz demis.Bashekim birde ben soyleyeyim ozaman demis 5 demis cit yxok, 7 demis cit yok.b akmis cit yok ve sormus ben soyleyince neden gülmüyorsunuz?delinin biri cevap vermis:bashekimim anlatmadan anlatmaya fark var. HAYAL KIRIKLIGI Ingiltere'nin saygin kiz kolejlerinden birinde biyoloji ogretmeni ogrencilerden Miss Perkins'a "Soyle bakalim, insan vucudunda uyarildiginda normal buyuklugunun alti katina ulasan organ hangisidir?" Ogrenci yuzu kizararak "bana bu soruyu sordugunuzdan ailemi haberi olacak" demis. Ogretmen baska bir ogrenciye donmus ve "Sen soyle Miss Sarah" demis. Sarah "los isikta gozbebegi" yanitini vermis. Ogretmen aferin dedikten sonra Miss Perkins'a donmus ve sana uc sey soyleyecegim demis: 1- dersine hic calismamissin bundan ailenin haberi olacak 2-aklin fikrin surekli kotu seylerde. 3- ilerde cok buyuk hayal kirikligina ugrayacaksin...
__________________
|
|
#15
|
||
|
||
|
Ondan iyi doktor yok
Kulakları duymayan bir adam hastanede yatan bir arkadaşını ziyarete gitmek istemiş.Düşünmüş ben ne sorarım, o ne cevap verir, diye. Klasik cevaplara göre konuşmayı tasarlamış, cümlelerini zihninde hazırlamış."Nasılsınız" derim, o da "İyiyim" der.Bende, "Oooh ne güzel" der, devam ederim.Hastaneye gidip arkadaşının başucuna varmış. -Nasılsın, iyi misin? -Ölüyorum. -Oooh, ooh ne iyi.Ne ilaç veriyorlar? -Zehir. -O ilaç çok iyidir.Doktorun kim? -Azrail. -Ondan iyi doktor yoktur. Şeker Küçük Onur 4-5 yasilarina gelince annesine sormus: - anne ben nasil dunyaya geldim? annesi - bir aksam babam bi seker aldi ve yastigin altina koydu sabah bi baktik ki sen varsin. Bunu duyan Onur durur mu, hemen ayni aksam gitmis bi seker almis ve yastigin altina yerlestirmis... Sabah kalkmis ki bir de ne gorsun sekerin kokusunu alan karincalar temel yastigin altina ususmus. Bunun uzerine Onur: - ahhh ahh hepinizi oldururdum ama baba yuregi dayanmiyor. Öldükten sonra Rusya'da torunu babaannesine sormuş. "Lenin nasıl biri?" Babaanne " Çok iyi biriydi bize ekmek verdi" demiş. Torun "Peki Brejnew nasıl biriydi?" Babaanne "Çok kötüydü çok insan öldürdü ve bizi ekmeksiz bıraktı" Torun "Peki Yeltsin nasıl?" Babaanne " Eee daha bilmiyoruz. Öldüğü zaman öğreniriz." Alışkanlık Doktor, hastasını uyarmış : -Bakın, sonra söylemediydi demeyin, bu uyku haplarına devam edecek olursanız, sizde alışkanlık yaratır. Hasta bilgiç bilgiç gülümsemiş : -Sen ne diyorsun Doktor Bey! Ben bu hapları evelallah yirmi yıldır alırım, henüz alışkanlık yaptığını görmedim daha! Kamp Temel ve Dursun, Güney Amerikada bir kampa giderler. Rahat olsun diye, karyolada yatmaya baslarlar. Temel üstte, Dursun alttadir. Ilk gün ve ikinci gün kizilderililer gelip Temel i döverler. Fakat Dursun a hiç bir sey olmamistir. Temel, Dursun la yerini degisir. Üçüncü gün de, kizilderililer gelir ve sef: -"Yahu,biz üstteki adami çok dövdük, bugün de alttakini dövelim" der, ve yine Temel i dövüp giderler. Uyanık Eco Birgün A.Necdet Sezerle Ecevit avrupada bir konseye katılıyorlar bizimkiler tam yemeğe başlayacaklar ecevitin gözü sezere takılıyor sezer o anda vay be ne güzel kaşık bunu semraya götürsem iyi sükse yaparım deyip kaşığı cebine indiriyor bunu gören ecevit içinden ulan bunu rahşan semrada görürüse oda ister deyip bitane araklamaya karar veriyor tabi konseyde herkesin önünde bir çan var kaşığı buna vurunca konuşma sırası sana geçiyor ecevit tam kaşığı alacak kaşık çana çarpıyor bunu üzerine ecevit bizi davet ettiniz sağolun deyip olayı kapatıyor tam tekrar davranıyor yine çarpıyor yine yine derken ecevit sinirleniyor son bidefa daha alacakken yine çarpıyor bu sefer ecevit diyorki: Bakın size bir sihirbazlık yapacam şimdi şu kaşığı göüyorsunuz dikkatli bakın şimdi bunu alıyorum cebime indiriyorum bakın sezerin cebinden çıkıyor Bağırmamiştur Dilbilgisi dersiydi.Ögretmen çocuklara soru sordu: -Çocuklar,bağirmadim,bağirmadin,bağirmadi deyince ne anlarsiniz? Ögretmen çok parmak beklerken kimse parmak kaldirmadi.Neden sonra temel parmak kaldirdi: -Telaşa gerek yoktur,kimse bağırmamiştur. Çamaşır Çogunlugunu lazlarin teşkil ettigi komando bölügü 10 gündür ormanda,çamurda, aç susuz pislik içinde egitim yapmaktadir.11.nci gün komutan çavus Dursun'u çağırır: -Çavus,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi bizde onlari ödüllendirelim, bugün çamasir degistirebilirler artik. Dursun: -Basüstüne Komitanum. Dursun çavus bir heves koşarak bölügü toplar: -Sizlere çok sevinecegunuz bir haber cetirdum..Komitan izin verdi bugün erat çamasir degistirecek, siraya geçin degistirun.Temel sen Idrisle.Ismail sen Kemalla. Sadik sen Cemalla... Peştemal Timur bir gun yanina Hoca'yi da alarak Aksehir'in Meydan Hamamina gider. Soyunup pestemallara sarinip sicak bolume gecerler. Gobek tasinda oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan terlerler. Derken Timur Hoca'ya sorar. -Hoca sen bir deryasin! kiymet bicmesini bilirsin. Su halimle ben kac para ederim?... Hoca; -On akce der. Kendisine bu kadar az kiymet bicilmesi Timur'u kuplere bindirir. -Bre gafil sen bana nasil on akce ettigimi soylersin bu parayi sadece pestemal yapar! deyince Nasreddin Hoca boynunu bukerek; -Doğru ben onu hesaba katmadım! der. O zaman gör feryadi Hoca esegini kaybetmis ve ariyor, bu arada da neseli bir turku tutturmus. Birisi kendini sormaktan alikoyamaz: -Hoca Efendi, esegini kaybettigini herkes bilirken, turku soylemeni duymak eglenceli gorunuyor. Oysa kaybina feryat edip aglaman beklenirdi! -Son bir umidim, aptal mahlukun su kucuk tepenin arkasinda olabilecegidir, arkadas. Eger degilse, bekle ve gor o zaman sen bendeki aglamayi feryadi! Maç İki Karadeniz takımı: Ordu sporla Sinop maç yapıyorlarmış. O esnada stadın yanından bir tren geçiyormuş. Sinoplular trenin düdüğünü hakemin biti düdüğü zannetmişler. Ve sahayı terk etmişler. Kalan 85 dakikada Ordu spor da gol atamayınca maç 0-0 berabere bitmiş. Bisküvi Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır : -Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler.Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu. -O halde? diye yanıtlar başçavuş.Sen hiç asker bisküvisi yedin mi? -Şey...yani evet, başçavuşum. -İçinden hiç asker çıktı mı, ulan! Kutup Ayısı Yavru kutup ayisi babasinin yanina gelip sormus -Baba ben gercekten kutup ayisi miyim? -Elbette yavrum nereden cikardin bunu? -Allah Allah?!.. deyip gitmis yavru ayi. Bu sefer annesinin yanina gitmis ve sormus, -Anne ben gercekten kutup ayisi miyim? -Tabii evladim kutup ayisisin. -Yani sen babami hic aldatmadin degil mi, ben gercekten babamin ogluyum. -O ne bicim soz, baban duymasin ikimizi de oldurur. yine Allah Allah?!.. deyip, yeniden babasinin yanina gitmis yavru ayi. bir daha sormus yaa baba Allah askina doru sole bak beni evlatlik falan almadiniz degil mi? yani ben sizin oz oglunuzum. Baba dayanamamis artik oglum sen manyak misin dedim ya sana bizim oglumuzsun diye, hem sen neden ikide birde soruyorsun ki bunu? yavru ayi: -Donuyorum anasini satayim donuyoruuuum yaaaa... Temel'in Rüyası Temel, birgün rüyasında kendini balonda görmüş. Giderken balon delinmiş. Temel de parmağını deliğe sokmuş... Sabah uyandığında Temel'in parmağı Dursun'un burnundaymış... Şaklat Kişin Bektasi ile Arap gemide ayni kamarada alt üst yataga düşmüşler. Aksama fasulya ile kafayi ceken Bektasi ve arkadasi, yataga girerler. Birara siddetli bombardimanla koku ortaligi zehirler. Bu durum arka arkaya yinelenince, Arap egilerek: "Ya Bektasi, bu isi sessiz yapsan olmazmi?" Bektasi umarsiz isi sessiz idare etmeye baslamis. Oysa ki, seslide Arap burnunu tikar zehhiri idareli kullanirmis, fakat ardi sira gelen sessizlere savunmasiz kalinca, daha cok rahatsiz olmus ve egilerek Bektasi'ye: "şaklat ya bektaşi şaklat", demis. Trafik Canavarı -Temel bir gun bol miktarda haşere ilaci icer...Koma halinde hastaneye kaldirilir. Komadan cikinca doktor: -Zorun neydi o kadar ilaci ictin? Temel heycanla inleyerek; -Ben soforum yolda bir tabela gordum. -Icunuzdeki trafik canavarini oldurun yazayi daa. Serbest seçim Karadeniz kiyisindaki temelin oteline tam pansiyon kalmaya gelen istanbullu turist iki gun sonra feryadi basmis: - Seyahat acentasi bizi buraya yollarken "yemekte serbest secim" diye yolladi. Oysa iki gundur yemeklerde hamsiden baska birsey yok. Nerede serbest secim? -Temel aciklamis: -İster yersiniz ister yemezsiniz. iste size serbest seçim.. Ben senin yaşında Küçük Mustafa ders çalışıyor, babası da köşesinde kahve içiyormuş.Bir aralık Mustafa sormuş : -Baba, elektirik nedir? -Elektirik?...Elektirik, şey!...Vallahi, ben de bilmiyorum oğlum.Ne kötü her gün görüp kullandığımız şey halbuki. Mustafa boynunu bükmüş, tekrar çalışmaya koyulmuş.Bir zaman sonra tekrar seslenmiş : -Baba! -Ne var oğlum? -Gök gürültüsü neden olur? -Gök gürültüsü mü?Şey!Gök gürültüsü...Doğrusu ben de bilmiyorum... Çocuk tekrar çalışmaya başlamış çaresiz.Biraz sonra tekrar seslenmiş : -Baba! Ardını getirmediği için babası merak etmiş : -Ne vardı oğlum, birşey mi soracaktın? -Hiç! deyip, boynunu bükmek zorunda kalmış çocuk.Babası devam etmiş konuşmaya : -Söyle bakalım, ne soracaktın?. -Yoo...Öyle pısırıklık etme, sor oğlum, sor!Ben hayatta bütün öğrendiklerimi sora sora öğrendim. Bayramdan Bayrama Bektaşiye sormuşlar : -Rakı içer misin? -Akşamdaaaan akşaaaama... -Namaz kılar mısın? -Bayramdan bayrama, bayramdan bayrama... Eşkıya Önlerini birden eskiyalar kesmis, eger isimleri akrabalarinin isimlerinden degilse öldüreceklermis. Temel'e demis ki: -"Senin adin ne?" -"Adim Temel" -"Tamam, seni öldürecem." Sira Fadime'ye gelmis; -"Senin adin ne?" -"Fadime" demis Sira yine Temel'e gelmis -"Senin adin neydi?" -"Adim Temel de kahvede Fadime diyular" Kawasaki Temel yillarca çalistiktan sonra nihayet bir kawazaki sahibi olur motoru alir ve otoyolda denemeye çikar bir süre sonra gerekli hiza ciktinca önünde gitmekte olan mersedes otomobile yanasir cami tiklar söför cami acar ne var der temel abi sen kawazaki biliyonmu diye sorar adam git isine der basar gider temel hizla yetisir tekrar sorar abi sen kavazaki biliyonmu adam basar gider bu olay 3-4 kez devam eder mersedes söförü dayanamaz kenara ceker ve bekler bir süre gittikten sonra ileride bir kaza oldugunu görür iner arabasindan olay yerine yaklasir bide ne görsün temel kanlar içinde yerde yatar yanina yaklasir ne oldu der temel perisan hafif kafasini kaldirir abi sen kavazaki biliyonmu der kizgin adam biliyorum ne olmus der temel abi freninin yerini soracaktim der. Şarampol Temel bir sirkette otobüs soförüymüs. Bir gün otobüsle sarampolden asagi yuvarlanmis. Otobüsten tek sag Temel çikmis. Ambulansta sormuslar: -Kaza nasil oldu? Temel de: -Otobüsle cideydum ki iki koyin karsima çiktu, ben de kaza yaptum. Ambulanstakiler çikismislar: -Lan salak koyunlari ezseydin de yolcular ölmeseydi!, demisler. Temel dogrularak cevap vermis: -Ben de öyle yaptim. Birinci koyinu hakladum, ikincisi sarampole kaçtu! demis. Direk Iki boyaci olan Temel (kisa boylu) ile Idris (uzun boylu), bir bayrak diregi boyama isini almislar. Bu is icin ne kadar boya alacaklarini hesaplamak icin diregi olcmeye calismislar. Capini olcmek kolay olmus ama yuksekligi?? Onu olcmek icin Temel Idris'in omuzlarina cikmis ama diregin tam tepesine ulasamamis. Idris; "Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim" deyip Temel'in omuzlarina cikmis ama gene ayni sonuc... Oturup ne yapacaklarini dusunurken yanlarina iri-yari bir adam yaklasip ne yaptiklarini sormus. Temel'le Idris sorunu anlattiktan sonra, adam diregi yerden guc bela sokup yere yatirmis. Boyunu olcup tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmis. Gittikten sonra Idris'le Temel bakisip gulusmusler: "Aptal herife bak! Biz ona yuksekluguni sorduk o bize uzunluguni verdi." Ne zaman? Temel'e sormuşlar; -"Kadınlardan hoslanmaya ne zaman basladin?" -"Haçan erçek olmadiklarinu anladugum zaman." 35 Yıllık İki arkadaş golf oynayarak ve iyi vakit geçirerek halı gibi çimenlerle kaplı sahada dolaşmaktadırlar. Sahanın yanından geçen yolda büyük ve kalabalık bir cenaze konvoyu görürler. Adamlardan biri, şapkasını çıkartır, büyük bir saygıyla cenazeye doğru dönerek diz çöker, içinden bir kaç küçük dua mırıldanır ve yine aynı saygı ile ayağa kalkar. Arkadaşı çok etkilenmiştir. - "Hey!" der, - "Sen gerçekten temiz yürekli iyi bir insansın!.." - "Tabii," der adam.
__________________
|
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:13 . |